0
Erdoğan Toprak'tan Türkiye ve Dünya Gündemi
Erdoğan Toprak tan Türkiye ve Dünya Gündemi
 
CHP İstanbul Milletvekili, Genel Başkan Başdanışmanı Erdoğan Toprak’tan Türkiye ve Dünya gündemine ilişkin Haftalık Değerlendirme Raporu - 17 Ocak 2017
 
19 Ocak 2017 Perşembe - 00:22

1.         Faizi düşürmek için mücadele ettiğini savunan AKP döneminde, faize, yatırımların iki katına yakın kaynak aktarıldı. Faiz ödemelerinin toplamı 707 milyar TL!
Türkiye Serbest Muhasebeci, Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) tarafından hazırlanan 2003-2016 Faiz Raporu, sürekli faiz lobisinden söz eden, faizi düşürmek için mücadele ettiğini savunan AKP hükümetleri döneminde, iç ve dış faize, bankalara ödenen faize ayrılan tutarların olağanüstü boyutlarda arttığını ortaya çıkarttı. 
AKP döneminde yapılan faiz ödemelerinin toplamı 707 milyar TL’ye ulaşırken, Türkiye borçlanmaya en yüksek faizi ödeyen dünyada ikinci ülke! AKP döneminde faize 707 milyar TL ayrılırken, yatırımlara ayrılan kaynak ise 450 milyar TL oldu. Bu tablo, kamuoyuna sürekli söylediklerinin tersine, “Faiz ve Faizcinin Dostu İktidar” oldukları gerçeğini gözler önüne seriyor.
2.         Bireylerin, ailelerin ve şirketlerin borç ve faiz yükü ağırlaştı. Tüketici kredileri ve kredi kartları için, 9 yılda bankalara ödenen faiz miktarı, 268,6 milyar TL!
2002 yılında, şirketlerin banka - finans kurumları - faktoring şirketlerine olan borçlarının toplamı 56,2 milyar TL iken, bu tutar Ekim 2016 sonu itibariyle 28 kat artarak, 1 trilyon 584,7 milyar liraya yükselmiş durumda! Faiz gelirlerinin ise katlanarak arttığına dikkat çekilen TÜRMOB Raporu’nda, Bankaların 2002-2016 döneminde; tüketici kredileri, kredi kartları, taksitli ticari krediler ve reel sektöre kullandırdıkları diğer kredilerden dolayı, TOPLAM 882,2 MİLYAR TL FAİZ GELİRİ elde ettikleri belirtiliyor.
AKP iktidarının arkasına sığındığı “faiz lobisi, faizle mücadele, faizleri düşürme, vb.” söylemleri gerçekleri yansıtmıyor.
3.         TÜİK, Ekim 2016 işsizlik oranını yüzde 11,8 olarak açıkladı! 500 bin yeni işsiz giderek kötüleşen sosyal ve toplumsal görünümün habercisi!
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Ekim ayı işsizlik verileri, işsizler ordusuna 500 bin kişinin daha katıldığını ve resmi, kayıtlı işsiz sayısının 3 milyon 647 bin kişiye yükseldiğini gözler önüne seriyor. Aslında iktidarın gündeme getirdiği “Başkanlık” tartışmaları, alelacele TBMM’de oylanan “Anayasa Değişiklik Teklifi” ile ekonomideki bu kötü gidişatı örtmek istediğini açıkça ortaya koyuyor. Yüzde 11,8'e yükselen ve hemen tüm yaş gruplarında artış gösteren işsizliğin, tarım dışı sektörlerde yüzde 14’ün de üzerine çıkması gelecek aylarda işsizliğin hızlanarak artacağını işaret ediyor.
4.         Hükümetin şu ana kadar açıkladığı yatırım, teşvik, destek paketlerinde, gelecek dört yılda yaratılması hedeflenen yeni iş sayısı 800 bin!
Hükümetin öngördüğü “yeni istihdam artışı” yıllık 200 bin kişi. Daha en baştan yılda en az 300 bin istihdam açığını, yılda 300 bin kişinin işsiz kalacağını hükümet kendi ağzıyla itiraf etmiş oluyor. Bugün itibarıyla, gelecek dört yılda yaratılacak 800 bin yeni istihdama karşılık, 1 milyon 200 bin yeni işsiz olacağını şimdiden öngörmek durumundayız.
İşsizlikle beraber dikkat çeken bir diğer gelişme “kayıt dışı istihdam” artışı! Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,3 puan artarak %33,9 olarak gerçekleşti.  
5.         Cumhurbaşkanı, işadamlarına risk almalarını ve yatırım yapmaları çağrısında bulunuyor. Ne yazık ki, bu çağrıların zeminini güçlendirecek bir siyasi ve ekonomik tablo ortada yoktur!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son bir haftadan bu yana, her katıldığı toplantıda, işadamlarına “yatırım yapın, risk alın” çağrısı yapıyor. Ardından, “Şayet bugün risk almazsanız, yarın riske atacak, risk alacak hiçbir şeyiniz kalmayabilir” diyerek, örtülü şekilde tehdide başvuruyor! Diğer yandan da ekonominin gerçeklerinden haberdar olduğu için, “herkesin her şeyini kaybedebileceği bir dönemin yaklaşmakta olduğu” uyarısını yapıyor. Tabii ki yatırım, her zaman için belirli bir risk düzeyini de içermektedir. Yatırımcıyı bu risklere karşı koruyacak yasal güvenceler, şeffaf bir ekonomik yapıda her zaman mevcuttur. Bugün kimse kendisini böyle bir yasal zeminde görmediği gibi, hukuki bir güvenceyi de hissetmemektedir.
6.         ABD Merkez Bankası’nın 2017’de en az 3 kez faiz artıracağı bugünden bilinirken, TCMB’nin her PPK toplantısı öncesinde ise piyasalar dalgalanmaktadır!
Merkez Bankası yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ekonomi Başdanışmanları 16 Ocak Pazartesi akşamı bir araya gelerek “Dolar Kuru Zirvesi” yaptılar ve önlemleri görüştüler. Merkez Bankası Başkanının, Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarıyla oturup, kur, döviz, faiz politikasını konuşması, öneri ve talimatlarını dinlemesi, ekonomi yönetimi adına skandal bir görüntüdür. Tüm dünyada, gelişmiş ülkelerde, demokrasilerde en çok özen gösterilen konuların başında, Merkez Bankalarının bağımsızlığı, saygınlığı ve güvenilirliği gelmektedir. Herkesin talimat yağdırdığı, ne yapması gerektiğini söylediği, dışarıdan yönetip yönlendirmeye kalktığı bir ortamda, Merkez Bankası, ne iç piyasalara ne dış piyasalara “güven” verebilir, ne de “bağımsız” olduğuna inandırabilir.
7.         Hükümetin, icat ettiği sanal düşmanlarla “yel değirmenleri” ile savaşır gibi savaşmak yerine, somut politikalara, ekonomiyi ayağa kaldıracak plan ve programlara ihtiyaç vardır!
PKK, IŞİD, FETÖ ile yürütülen mücadele, artan terör olaylarının yarattığı can güvenliği endişesi, sınır komşumuz ülkelerde süren iç savaş, çatışmalar ve bunların ülkemize yansımaları, iç ve dış siyasi riskleri oluşturmaktadır. TSK’nın Suriye’de fiilen savaşın içine dahil olması ve gelen şehitler, kaygıları büyütmektedir. Özel sektör şirketlerinin yüksek borçluluk düzeyleri, açık pozisyonları, yatırım ve üretim alanında, şirketlerin hareket alanını daraltmaktadır. Bu durum beraberinde ekonomik daralmayı, büyüme hızının negatife dönüşmesiyle birlikte küçülmeyi, işsizlikte artışları getirmektedir. Bütün bunlar yaşanırken, Merkez Bankası atması gereken adımlarda geç kalmaktadır.
8.         Türkiye, Rusya ve İran arasında varılan mutabakat çerçevesinde; 23 Ocak Astana Zirvesi’ne Suriyeli muhalif grupların katılma kararı alması, sonuçları olumlu yönde etkileyebilir.
Türkiye ve Rusya’nın garantörlüğünde ilan edilen ateşkesi kabul eden 7 muhalif örgütün yanı sıra, IŞİD ve Nusra dışındaki diğer Suriyeli muhaliflerin de davet edildiği Astana toplantısı, mevcut koşullarda önemli bir şans olarak değerlendirilmektedir. Müzakerelerde gündeme getirilecek konu başlıkları; ateşkes, insani konular, yardım teslimatı ve tutukluların serbest bırakılması olarak sıralanıyor.
Astana müzakerelerinin en kritik konularından birisini ABD’nin katılımı oluşturuyor. ABD en baştan itibaren, Astana’da, PYD’nin masada olması gerektiğini savunuyor.
ABD’nin PYD ısrarı, doğrudan Türkiye’ye yönelik bir tavır olarak görülmeli! Aynı zamanda Astana Zirvesi’nin Türkiye-ABD gerginliğine sahne olabileceğinin işareti…
9.         Suriye sürecinde büyük ölçüde devre dışında kalan AB, Nisan ayında Brüksel’de doğrudan ve tüm tarafların katılacağı bir Suriye masası toplamayı, hedeflediğini açıkladı.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu üyesi ve Dış İlişkileri Komiseri Federica Mogherini, Suriye müzakerelerinin Cenevre’de yapılması gerektiği önerisini gündeme getirmişti. Bu önerisine, Türkiye, Rusya ve İran’dan yanıt alamayan AB, Nisan ayında AB-Birleşmiş Milletler öncülüğünde Brüksel’de bir Suriye Çözüm Masası toplanması için hazırlıklara başlandığını dile getirdi. Suriye’nin geleceği ve yeniden inşasına odaklanan AB, Birleşmiş Milletleri de devreye sokarak, toplantının uluslararası kabul edilirliğini öne çıkartmak peşinde.
AB’nin bu yeni önerisi 23 Ocak’taki Astana Zirvesi’nde değerlendirilecek ve Rusya-İran ve Türkiye’nin AB önerisine yaklaşımı, bu toplantıdan sonra somutlaşacak.
10.       DİTİB Camilerinde din adamlarının “istihbarat” faaliyetlerine katıldıklarının ortaya çıkması, Almanya-Türkiye arasında yeni bir krize yol açtı!
Diyanet İşleri Başkanlığı ile resmi ve organik bir bağının olmadığı iddialarına karşılık, Almanya’da faaliyet gösteren Diyanet İşleri Türk-İslam Birliği (DİTİB) camilerinde görevli bazı imamların Fethullah Gülen yapılanması hakkında, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yazılı talebi üzerine, “istihbarat” topladıkları ortaya çıktı. Bu durum DİTİB hakkında “casusluk” suçlamalarına neden oldu. DİTİB’in de bunu kabul ederek özür dilemesi, Almanya-Türkiye arasında yeni bir krizin kapısını araladı.
Almanya İçişleri Bakanlığı DİTİB imamlarını ve camilerini gözetim altına alırken, Almanya Federal Parlamentosu’nda da konu eleştirilere, sert tartışmalara neden oldu. Bazı Parlamenterler Federal Savcılığa DİTİB hakkında suç duyurusunda bulundu.
11.       Mısır Yüksek İdare Mahkemesi, Mursi’yi devirerek askeri darbe ile göreve gelen Abdulfettah el Sisi’nin Suudilere verdiği Kızıldeniz’deki 2 Ada’nın anlaşmasını iptal etti!
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el Sisi ve yönetiminin, Suudi Arabistan ile imzaladığı ve Kızıldeniz’deki Tiran ve Sanafir adalarının Suudi sınırları içine alınmasını kabul eden anlaşma, iptal edildi. [Geçen yıl Nisan ayında yapılan, Kızıldeniz'de yer alan 2 adanın Suudi Arabistan sınırlarına dahil edilmesini öngören anlaşma, büyük kitlelerin tepkisine yol açmış, Tahrir Meydanı'nda gösteriler düzenlenmişti.]
Türkiye’de Anayasa değişikliğini ve yargı da dahil tüm erklerin tek adama devrini tartıştığımız bugünlerde, Mısır yargısının verdiği bu karar, yargının gerektiğinde askeri yönetimlere, baskı rejimlerine karşı bile direnebileceğini, “hukukun önünde hiçbir gücün duramayacağını” göstermesi açısından ibret olmalıdır.
12.       MHP Lideri Bahçeli’nin, Sayın Genel Başkan’ın randevu talebine olumlu yanıt verdikten sonra, sosyal medya mesajları ve partimize yönelttiği ağır ithamlar, kabul edilemez niteliktedir!
“Başkanlık” içerikli Anayasa Değişikliği Teklifi’nin 2. tur müzakere ve oylamaları öncesinde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin böyle bir çıkış yapma ihtiyacı hissetmesi, teklifle ilgili kendi partisinde ve MHP tabanında oluşan tereddüt ve tepkileri bastırmak, parti grubunu teklife destek yönünde konsolide etmek, oy kaybı olasılığına önlem olarak CHP’yi hedef haline getirmek, amaçlıdır.
Sayın Bahçeli’nin partimizi bir kaos ittifakı oluşturmakla suçlaması, vb.., öncelikle siyasi eleştiri düzeyinin ötesinde, somut maddi temelden de yoksundur. Yapılan bu açıklamalar, MHP tabanında, başkanlık teklifine yönelik olarak, giderek artan hoşnutsuzluğu, tepki ve eleştirileri bastırmayı, başka yöne ve özellikle partimize yönlendirmeyi amaçladığını, göstermektedir.
13.       Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın siyasette “muhafazakârların” belirleyici olacağı açıklamaları, anayasa değişikliğindeki gizlenen amacı açık etti!
Tıpkı, AKP’li bir vekilin, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyeceği anayasada hüküm altına alınan ilk dört maddenin de günü geldiğinde değiştirileceğini söyleyerek gerçek niyetlerini açık etmesi gibi. Bakan Bekir Bozdağ, anayasa değişikliği hayata geçirildikten sonra, Türkiye siyasetinde “etkin ve belirleyici unsurun artık muhafazakârlar” olacağını belirterek, tüm kesimlerin muhafazakârların oyunu alabilmek için ödün vermek durumunda olacağını, söylemektedir.
14.       TBMM Genel Kurulu’nda konuşup, “tek adam” sistemine “hayır” diyen HDP’nin, Anayasa Değişiklik Teklifi 1. tur oylamalarına katılmaması dikkat çekici!
Her ne kadar 7 Haziran seçimlerinde “Seni Başkan Yaptırmayacağız!” söylemini öne çıkartmış olsa da daha önce yürütülen Çözüm Süreci müzakerelerinde, Başkanlık sistemine, çok da tepkili olmadıklarını, biliyoruz. OHAL sonrası süreçte Kürt siyasetini pasifize etmek yönünde adımlar atan AKP ile daha önce örneklerini gördüğümüz gibi bir HDP uzlaşması mümkün görünmektedir. Bu açıdan en somut örnek 12 Eylül 2010 Anayasa Değişikliği Referandumu’dur. O tarihte Barış ve Demokrasi Partisi – BDP, (2014’te HDP oldular) değişikliklere karşıymış gibi bir tavır sergilerken perde gerisinden dolaylı destek verdi, oylamalara katılmayarak 330’un yolunu açtı.
 
 


 Haberin Dökümanları 
etoprakrapor17012017 


Arkadaşına Gönder   Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
 
 
HAFTALIK DEĞERLENDİRME RAPORU - 17 OCAK 2017
 
CHP’li Toprak, Faiz Lobisinin En İyi Dostu AKP!
 
FACEBOOK YORUM Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YORUMLAR   Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER
 
Dolar ve euro güne böyle başladı!
Ekonominin ana gündem maddesi yüksek döviz kuru olurken sabah saatlerinde ...
Reina saldırısının zanlısı İstanbul'da yakalandı
Doğan Haber Ajansı (DHA) ve Anadolu Ajansı (AA), yılın ilk saatlerinde ...
Dolar ve euro tarihi rekorunu kırdı!
Sanayi üretiminin ardından dolar ve euroda artış hızlandı.
Merkez Bankası faizleri sabit tuttu.
Merkez Bankası'nın bugünkü Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı yapıldı. ...
 
 
Dolar tutulamıyor: O sınırı da geçti
Siyasi tansiyon ile 3.18'i aşarak yeni tarihi zirvede
TSK'nın sevkiyatı Doları hareketlendirdi
Artan jeopolitik risklerin etkisiyle dolar 3.12 lira sınırında...
Piyasalar yanıyor, 1,3 milyar dolar kaçtı, faiz çift hanede...
Dolar 3,12 TL'ye yükseldi, piyasalar yanıyor, faiz çift hanede
Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, II. Çeyrek: Nisan - Haziran, 2016
Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) değeri sabit fiyatlarla %3,1 arttı. Üretim ...
 
 
İşgücü İstatistikleri, Temmuz 2016
İşsizlik oranı %10,7 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye genelinde 15 ve ...
Tüketici Fiyat Endeksi, Eylül 2016
Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık %0,18 arttı. Aylık en yüksek artış ...
Dolar rekora gidiyor
Dün 3,07 seviyesinin üzerine yerleşen dolar kuru, yeni günün ilk işlemlerinde ...
CHP'nin Salı günü grup toplantısı iptal
Kılıçdaroğlu’nun Çanakkale programı nedeniyle 9 Ağustos Salı günü (Yarın) ...
 
 
 
Türkiye zor bir viraja girdi
Sorunları barışla aşacağız
Erdoğan Toprak'tan Laiklik ve Sporda Şiddet Çıkışı!
Türk Sporu'nun AKP ile çöküşü
Toprak: Asıl sorulması gereken IŞİD kaynağı nereden buluyor?
Erdoğan Toprak Habertürk'te 22 Ekim 2015
Erdoğan Toprak Fox TV'de - 21 Ekim 2015
Toprak: Projelerimizin pozitif algı oranı %60'ın üzerinde
12 Eylül Yasalarını Çöpe Atacağız
Milletçe alkışlıyoruz
Listemize kayıt olun, haberler ve gelişmeler e-posta kutunuza gelsin.
E-Posta Adresiniz:
     
 
AB, Türkiye'ye vizeyi kaldıracak mı?

Vizenin kalkacağına inanıyorum
AB'nin samimi olmadığını düşünüyorum
Mülteci anlaşmasının uygulanmasında tereddütlüyüm
Türkiye 72 kriteri yetiştiremeyebilir
AB, mülteciler için Vize ile Türkiye'yi oyalıyor
Bir fikrim yok

Sonuçları göster Anket arşivi
 
     
 
 
 
 
 
Özgeçmiş
Bize ulaşın
Soru sorun
Günün tüm haberleri
Duyurular

 

GÜNDEM
Güncel
Ekonomi
Siyaset
Dünya
Yaşam
Kültür Sanat
Bilim ve Teknoloji
Diğer
 
UZMAN BAKIŞI
Siyaset
Dış Politika
Ekonomi
Enerji
Diğer
BASIN DÜNYASI
Basın Bültenleri
Medya Etkinlikleri
 
TBMM FAALİYETLERİ
Erdoğan Toprak
CHP
CHP İŞ DÜNYASI
Ziyaretler
Üye Vekiller
Duyurular
Yayınlar
   
 
E-KÜTÜPHANE
Dergi
Makale
Kitap
Araştırma
Raporlar
Meclis Bülteni
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ